25 Temmuz 2012 Çarşamba

Bir Yağmursever anısı

Her zaman olduğu gibi yine sabah olmuştu. Güneş batıdan doğmuş,dünya batıdan doğuya doğru dönmeye devam ediyordu işte. Sıkıcı bi gün olacağı daha pencereden dışarı bakar bakmaz anlaşılıyordu. Gökyüzü sanki yeryüzüne kızmışcasına gürlüyordu. Her gürleme içimdeki Güzel bir gün olacak umudunu öldürmekteydi. Yine yalnızdım evde,yine yalnız başıma yaptım kahvaltımı,yalnız başıma içtim ''kahvaltısonrası'' kahvemi. 10 yaşımdan beri yaparım bunu,yalnızlık insanlara değişik alışkanlıklar edindiriyor olmalı. İşte kahvaltı yapıldı,alışkanlıklar tekrarlandı falan derken yapıcak birşeyler arama sevdasına düşüldü.Kulaklıkları taktım,üstüme bir yağmurluk aldım ve yağan yağmura inat dışarı çıktım.Açtım alttan slow bi eminem parçası başladım yürümeye sefil Ankara sokaklarında.Sanki beni ıslatmak uğruna bardaktan boşalırcasına yağan yağmura küfretmeye hazırlanırken aklıma eskiden okuyup da yeni yeni anlamaya başladığım birkaç kitap cümlesi geldi.Elif Şafağın bi kitabıydı sanırım.Şöyle diyordu kitap ; ''Gökten kafana ne yağarsa yağsın asla küfretmeyeceksin.Buna yağmur da dahil.
          Yukarıdan üzerine ne düşerse düşsün,kabulun olmalı.Sağanak ne kadar şiddetli,tipi ne denli dondurucu olursa olsun,bulutların biz aşağıdakilere reva gördüklerine sövemezsin.Böyledir bu düzen.Bunu herkes bilir.''
Sanırım artık bende biliyordum.Herneyse,üstüne bastıkça üzerime su sıçratan kaldırım aralarına rağmen sövmemeye çalışıyordum.-Normalde  tutmam hiç kendimi,içimden ne geliyorsa etraftakilere inat bağıra bağıra söylerim.Ama kitaptan etkilenmiş olmalıyım ki kendi kendime sanki bir paradoks yaratmışcasına susup yürümeye devam ediyordum- Hani dinlediğiniz parça biter de aniden etraftaki seslerin farkına varırsınız ya,işte o arada köşedeki simitçi çocuğu,kornaya basınca sanki trafik açılacakmış düşüncesine bürünmüş azgın trafiği farkettim.Bir tarafta simitleri ıslanmasın diye esen rüzgara inat simitlerinin üzerine gazete kapatmaya çalışan 12-13 yaşlarında bir çocuk,bir tarafta işine,okuluna,sevgilisine ya da ne bileyim hastaneye yetişmeye çalışan hayasız bi kalabalık,bir başka köşede yağmurun romantizminden yararlanıp parkta romantik anlar yaşamaya gelen bir çift sevgili, bir tarafta ise yağan yağmurdan dolayı kaza yapıp birbiriyle tartışan insanlar.Fakat parkın yanından geçerken etrafındaki tüm olumsuzluklara rağmen filizlenen çiçekleri farkettim.Yağmurdan hoşnut bi onlar olmalıydı.Herkes bi savaş veriyordu kendi içinde.Ama bugün,bu yağmurun bu savaşı zorlaştırdığı kesin.Doğrusu yağmur bu şehirde tam bir çile.Dünyanın başka yerlerinde yağmur muhtemelen herkese ve herşeye nimet gibi gelir-mahsule,bitkilere,çevreye,az buçuk romantizm de ilave edince üzerine,bilhassa aşıklara iyi gelir.Ankara'da öyle değil işte.Burada işler başka türlü.Bizim için yağmur ne bereket demek,ne de ıslaklık.Ne arınırız onunla,ne onarırız.Olsa olsa sebeb-i öfkedir yağmur.Madem bu kadar nefret ediyorsun yağmurdan neden hala onun altında ıslanmaktasın diyeceksiniz şimdi.Benimkisi bi meydan okuma belki,belki bir kanıtlama çabası,belki de sadece bir hobi.Kim bilir,kahvaltı sonrası bir ''yağmuraltı'' gezisi belki de çok şey anlatır,öğretir bi insana.Sonuçta o gün yağan yağmur bana çok şey göstermişti,simitçi çocuğun belki de hasta annesine para götürebilmek için yağmurla olan savaşını izlemek ümit vericiydi.Ya da etrafındaki tüm olumsuzluklara rağmen filizlenen,yağmuru bir nimet bilen çiçekler.Bu dünya üzerinde barındırdıklarını basit bir yağmurla bile sınayabilir.Kimin pes edeceğini ya da kimin kalıp savaşacağını böyle öğreniyordur belkide. Kim bilir,bunu öğrenmek sizin elinizde.Kapı orda,çıkın ve hayatın size sunduklarından yararlanın :)

Başka bir yazıda görüşmek üzere efendim :) O günden sonra,''Bir Yağmursever...''

3 yorum:

  1. Çok beğendim Güneycim.. Sende gayette ışık varmış kanka. Dramatik ve karmaşalı. Bir çok şeyi buldum yazı da :)

    10 yaşımdan beri yaparım bunu,yalnızlık insanlara değişik alışkanlıklar edindiriyor olmalı.

    Bu sözü de beğendim. Gayet iyi... diğer yazılarını bekliyorum :)

    YanıtlaSil
  2. Teşekkür ederim Bestecim.Eee sen olmasan kim bilebilirdi ki bunu :) Anlıyorsun sen bu işten.
    :))

    Tekrar teşekkür ederim canım.Kısa bi aradan sonra devam edeceğim :)

    YanıtlaSil
  3. Rica ederim :) Yok canım, tamamen senin eserin- ama teşekkür ederim :) Bekliyorum(z)

    YanıtlaSil